sırf post olsun diye yazıyorum,maksat güncellenmek…+1 de resim..
ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok.
ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.
“artık buraya kadar geldi.” dediğimiz anlarda akla gelen ilk şeylerden biri bu olsa gerek..yeni bir başlangıç..bunun içinde yeni bir haftaya ve aynı zamanda yeni haftanın ilk günü makul görünür.Sabah erken saatlerde kalkıp, sıcacık yatağını terk edip, güneşin doğuşuna tanık olursun..Tek kişi dahi olsan hiç üşenmeden sabah kahvaltını on numara hazırlayıp, kendine bir ziyafet verirsin..Bunlar yetmiyormuş gibi odanı eğer evde kalıyorsan evini baştan aşağı temizleyip her şeye bir çeki düzen verme havasına gelirsin..En sevdiğin kıyafetlerini de üstüne çektin mi üstüne senden güzeli yoktur dünyada..Her zaman ertesi gün bir önceki hayatına geri dönüş yapmışsındır ama yarın bir başka olacak diye umutla tekrar aynı şeyler geçer başından..
Bilmiyorum ismini yada müziğini duyanınız var mı Taner Akyol‘un.Ben keşfedeli sadece günler olmasına rağmen halk müziğinin, dünya müziği ile sentezinin gençliğinin yanında, geçmişi derin köklere dayanan bir ustalığını hissediyorum dinlerken..Bağlama ile dünya enstrümantallerini kompozite ederek mükemmel bir uyum gösteren Akyol, 1977 bursa doğumlu..Çoğu müziyenin kaderiymiş gibi o da küçük yaşlarda başladı müziği icra etmeye..İlkokul yıllarında bağlamasını ilerleten Taner Akyol, Yaşar Kemal Alim’in den bir süre ders aldı.Güzel sanatlar lisesinde, müzik eğitimini devam ettirirken, burada enstrümantal olarak kemanı seçmesiyle bugün yapacağı müziği şekillendirmeye başladı.Bundan sonraki yaşamını Almanya’da sürdürmek isteyen Akyol,Almanya’ya geldikten sonra Berlin Hanns-Eisler- bestecilik okulunda öğrenimini sürdürür ve mezun olduktan sonra kendi müzik atölyesini kurar..
Müziğini ticari ve meta olarak düşünmeyen Taner Akyol, son albümü “Göçmen Kuşlar”ı ve müziğini şöyle anlatıyor;
Müziği ticari ve meta olarak düşünürsen risk. Ama benim böyle bir kaygım yok. Benim kaygım düşüncelerimi yansıtabilmek. Burada beğenen de olur beğenmeyen de. Bana göre toplumun birçoğu beğenmez. Belki ağır gelecektir. Çünkü tüketebilecek birşey değil. Ama bu bir yandan da, yaşadığımız kültür yozlaşmasına, tüketime yönelik çalışmalara ve emek harcanmadan yapılanlara bir tepkidir de.
Caz müziğine kulağı aşina olanlar için alternatif bir tarz denemesi olan bu çalışmalardan bir kaç örnekle sizleri baş başa bırakıyorum.. :)