
şimdi söyle bi geriye gidebilsem..taa lise yıllarına..hani kimsenin ben kadar acı çekmeyip, bu acılar üstüne herkesin beni izlediği yıllara..saatlerce belki hiçbir zaman bir araya gelmeyecek şarkılardan kaset listeleri doldurduğumuz o günlere..ne hoş olurdu değil mi? bugünden sıkıldığım kesin..hergün aynı monotonluk..dört duvarın yanında birde, parçalı bulutlu havalar…arada kalmak kadar kötü birşey yok bu hayatta..ta ki, arkası sırlı camlara bakıncaya kadar..bir gün bu bedenin, yada bu düşüncelerin olmayacağını düşünmek..en kötüsü bu olsa gerek..sen ey bu yazıyı okuyan, birgün burda olmayacaksın..ben aptalcada olsa 3-4 kelimeyi ve bir kaç kitabıda birilerine bırakmak üzere yanyana getirdim..sende durum ne?
Bu vodafen reklamları iyiden iyiye rahatsız etmeye başladı beni.Bir kere konusu fazlasıyla saçma geliyo.Misal reklamın birinde, adamın koca şirketi var ama oğlanı ingiltereye gönderecek 1000€ bulamıyo..peeh demek geliyor içimden.Git kardeşim bankaya..bugün 500YTL maaş alan adama istemediği kadar kredi veriyorlar..sen şirket sahibi adamsın, 1000€ kredi mi çekemiyormusun..sinema önündeki olay ayrı bir tantana..daha iyisi yapılana kadar en alternatifi bu olsa gerek..

böle güzide bi oluşum varmış.dikkat! “ekşisözlük yan ürünüdür”yazıyor en altta..şu ana kadar keyifli gidiyoruz.çalan çaldırana tebrikler..gerekirse emeğine sağlık,bir teşekkürü çok görmeyin..
—————-
Now playing: The White Stripes - Seven Nation Army (osman bir deli olan) (kotalı sourberry)
via FoxyTunes
not:burada kotalı kullanıcı ben oluyorum..üşenmiyor birde bunu belirtiyorum..birde yorum yapılınca moderasyonda bekliyo demesi çok gıcık,sanki hiç geçmeyecek gibi oluyoo..

işte tam buradayım..yine nereye gideceği belli olmayan haftanın tam ortası..bu yüzden oldum olası sevmem perşembeleri..ne toprağın kahvesi kaldı burada, ne denizin mavisi..hava desen rüzgar nereye esiyor oraya götürecek yağmuru duruşundan belli..mevsim sonbahar ya hani..bir varmış bir yokmuş misali masalda bitti, bende…
akşam kapı eşiğinde bir terli giysi gibi
soyunmak vardı derdinden evrenin
bir entari serinliğini giyinmek
kendi derdini tespih gibi çekmek elinde
yün örmen vardı akşamları koltuğa gömülü
karşında polisiye roman okumak vardı
sorgusuz bakışmak yoruldukça gözlerimiz
sevinçsiz gülmek üzüntüsüz ağlamak
oturmağa konuklar gelmesi bazen
çevresinde bir masanın kaygısız
sıcacık konularda bir demli çay gibi
bilmedik komşularla konuşmak
dünyamızla uyuşmak vardı
oyunda sonunu görmeden oynamak
sevinebilmek kazandığına
yitirdiğine yerinebilmek
düşünmiyebilmek yoruldukça düşünmekten
kamaştıkça örtebilmek gözlerini
düşlerde bile ışıktan sakınarak kendini
uyayabilmek vardı vaktinde rahat